Bu sayfada, ilk klibimiz Güldür Gül’ün yanı sıra,
hazırlamış olduğumuz kayıtlardan, konserlerden ve 
konuk olduğumuz televizyon proğramlarından örnekler bulabilirsiniz.

Bağlamada babam Ali Akyar,
solist ben, Gonca Akyar,
yürekte ise Anadolu…

İyi dinlemeler…

Her Ağacın Kurdu Özünden Olur

Her ağacın kurdu özünden olur
Yiğidin kemliği sözünden olur
El için ağlayan gözünden olur
Ağlayan gözlerim selinden oldu, selinden oldu, selinden oldu

Pir Sultan Pir’inin dâmenin tutar
Gün olur koçyiğit menzile yeter
Havada turnalar çığrışıp öter
Öten telli turnam telinden oldu, telinden oldu, telinden oldu

***

Kâtipler Oturmuş Derdimi Yazar

Kâtipler oturmuş derdimi yazar
Dem bir gelir geçer derman eylenmez
Felek vurdu yıktı burç hisarını
Yel eser savurur harman eylenmez

Bu dünya dediğin bir sınık yaydır, bir sınık yaydır
Ezeli toy düğün, ahiri vaydır
Dört kapılı ulu, hoş bir saraydır
Konan göçer imiş, kalan eylenmez

Abdal Pir Sultan’ım keremlar kâni, keremler kâni
Nereden geliyor canımın canı
Sensin bu gönlümün şahı sultanı
Sensiz bu cesette bu can eylenmez

Söz: Pir Sultan Abdal

Gula Piçuk (Küçük Gül)

Ah lo lo par van çağan
Lo lo îsal van çağan
Ah lo lo par van çağan
Lo lo îsal van çağan

Xeribem bra xeribem
Lo lo ez xeribem
Çadır çadır digerim
Meyte gula pıçûk
Lo lo kenağabinim

Ah…
Oy, oy geçen sene bu çağlar (zamanlar)
Oy, oy bu sene aynı çağlar (zamanlar)
Garibim kardeş, garibim (kimsesizim, yalnızım, yabancıyım)
Oy, oy ben garibim
Çadır çadır gezerim (dolaşırım, aranırım)
Küçük gülün ölüsünü (meyt = ölü, ceset, naaş / meyta = ölüsü, cesedi, naaşı)
Oy, oy seni bulamam-bulamıyorum

***

Bebek

Deveyi deveye çattım
Çılbırın boynuna attım
Kaynatamdan hicabettim
Nenni, nenni, nenni, nenni oy

Nenni benim küçücüğüm
Nenni de, nenni de, nenni de, nenni, bebek oy

Yekin kara devem yekin
Çanını zilini takın
Bebeğimi daldan sakın
Nenni, nenni, nenni, nenni oy

Nenni benim küçücüğüm
Nenni de, nenni de, nenni de, nenni, bebek oy

Köpekler dağda uluşur
Eltim çadırda gülüşür
Kuzgunlar bebek üleşir
Nenni, nenni, nenni, nenni oy

Nenni benim küçücüğüm
Nenni de, nenni de, nenni de, nenni, bebek oy

Harmancığın kayaları, bebek oy
Çan çalıyor mayaları
Pek mi değdi a bebeğim, bebek oy
Karakuşun sayaları
Nenni de, nenni de, nenni de, nenni

Aşkın Aldı Benden Beni

Aşkın aldı benden beni
Bana seni gerek seni
Ben yanarım dünü günü
Bana seni gerek seni

Ne varlığa sevinirim
Ne yokluğa yerinirim
Aşkın ile avunurum
Bana seni gerek seni

Yunus durur benim adım
Gün geçtikçe artar odum
İki cihanda maksudum
Bana seni gerek seni

Söz: Yunus Emre

***

Dervişlik Baştadır Tacda Değildir

Dervişlik baştadır, tacda değildir
Isılı oddadır, sacda değildir
Eğer bir müminin kalbin yıkarsan
Hakka eylediğin secde değildir

Ararsan Mevla’yı kendinde ara
Kudüs’te, Mekke’de, Hac’da değildir
Kabul et Yunus’un ergen sözünü
Tezcek gelir başa, geç de değildir

Söz: Yunus Emre

Çıktım Yücesine Seyran Eyledim

Ah… 
Çıktım yücesine de seyran eyledim
Gönül eğlencesi küstü bulunmaz oy oy

Ah…
Dostlar bizden muhabbetin kaldırmış
Hiçbir ikrarından ahdı bulunmaz oy oy

Ah…
Hani benim ile de lokma yiyenler
Canı başı da dost yoluna koyanlar oy oy cananım

Sen ölmeden de ben ölürüm diyenler
Dostlar da geriye kaçtı bulunmaz oy oy

***

Şu Kanlı Zalimin Ettiği İşler

Şu kanlı zalimin ettiği işler
Garip bülbül gibi zar’alar beni
Yağmur gibi yağar başıma taşlar
İlle dostun bir fiskesi yaralar beni, beni
Oy beni, beni, beni
Dost beni, beni, beni
Can beni, beni, beni

Dar günümde dost düşmanım bell’oldu
Bir derdim varısa şimdi ell’oldu
Ecel fermanı boynuma takıldı
Gerek asa, gerek vuralar beni, beni, beni
Oy beni, beni, beni
Dost beni, beni, beni
Can beni, beni, beni

Pir Sultan Abdal’ım can göğe ağmaz
Haktan emr’olmazsa ırahmet yağmaz
Şu ellerin taşı hiç bana değmez
İlle dostun bir tek gülü yaralar beni, beni
Oy beni, beni, beni
Dost beni, beni, beni
Can beni, beni, beni

Söz: Pir Sultan Abdal

Gula Piçuk (Küçük Gül)

Ah lo lo par van çağan
Lo lo îsal van çağan
Ah lo lo par van çağan
Lo lo îsal van çağan

Xeribem bra xeribem
Lo lo ez xeribem
Çadır çadır digerim
Meyte gula pıçûk
Lo lo kenağabinim

Ah…
Oy, oy geçen sene bu çağlar (zamanlar)
Oy, oy bu sene aynı çağlar (zamanlar)
Garibim kardeş, garibim (kimsesizim, yalnızım, yabancıyım)
Oy, oy ben garibim
Çadır çadır gezerim (dolaşırım, aranırım)
Küçük gülün ölüsünü (meyt = ölü, ceset, naaş / meyta = ölüsü, cesedi, naaşı)
Oy, oy seni bulamam-bulamıyorum

***

Bebek

Deveyi deveye çattım
Çılbırın boynuna attım
Kaynatamdan hicabettim
Nenni, nenni, nenni, nenni oy

Nenni benim küçücüğüm
Nenni de, nenni de, nenni de, nenni, bebek oy

Yekin kara devem yekin
Çanını zilini takın
Bebeğimi daldan sakın
Nenni, nenni, nenni, nenni oy

Nenni benim küçücüğüm
Nenni de, nenni de, nenni de, nenni, bebek oy

Köpekler dağda uluşur
Eltim çadırda gülüşür
Kuzgunlar bebek üleşir
Nenni, nenni, nenni, nenni oy

Nenni benim küçücüğüm
Nenni de, nenni de, nenni de, nenni, bebek oy

Harmancığın kayaları, bebek oy
Çan çalıyor mayaları
Pek mi değdi a bebeğim, bebek oy
Karakuşun sayaları
Nenni de, nenni de, nenni de, nenni

Serçeşme

Yaşanılası dünyanın
Ne tadı ne tuzu kaldı
Ömür denen şu zamanın
Çoğu gitti azı kaldı

Çalışmadan yiyenlerin
Derimizi giyenlerin
Nice benim diyenlerin
Ne izi ne tozu kaldı

Çürük ökçe, yırtık taban
Kurdu kuşu ettik çoban
Gariban daha gariban
Ne çulu ne bezi kaldı

Bizden geçinen kalleşler
Döner gelir bizi taşlar
Sıvıştı yâren yoldaşlar
Ne sözü ne özü kaldı

Cahiller kendini aklar
Kâmiller özünü yoklar
Kurudu çaylar ırmaklar
Serçeşmenin gözü kaldı

Dertli Divani’nin varı
Canandır canın öz yâri
Geçti bu devrin baharı
Ne yazı ne güzü kaldı

Söz & beste: Dertli Divani

Boşa Didinmek Fayda Vermez

Boşa didinmek fayda vermez
Her geçen gün daha beter dünden
Böyle gelmiş, böyle gitmez
Sömürü, zulüm devam etmez

Boşa didinmek fayda vermez
Her geçen gün daha beter dünden
Kaldırmadıkça başlarımızı
Sefaletimiz bitmez
Kaldırmadıkça başlarımızı
Sefaletimiz bitmez

Elindeki bu boş tencere
Dolar mı kendi kendine
Eğer razı olursan sen
Kendi kötü kaderine

Elindeki bu boş tencere
Dolar mı kendi kendine
Kaldırmadıkça başlarımızı
Sefaletimiz bitmez
Kaldırmadıkça başlarımızı
Sefaletimiz bitmez

Söz: Bertolt Brecht (Maksim Gorki’nin ‘Ana’ romanından uyarlamış olduğu tiyatro oyunundan.)
Beste: Sarper Özsan

Şu Kanlı Zalimin Ettiği İşler

Şu kanlı zalimin ettiği işler
Garip bülbül gibi zar’alar beni
Yağmur gibi yağar başıma taşlar
İlle dostun bir fiskesi yaralar beni, beni
Oy beni, beni, beni
Dost beni, beni, beni
Can beni, beni, beni

Dar günümde dost düşmanım bell’oldu
Bir derdim varısa şimdi ell’oldu
Ecel fermanı boynuma takıldı
Gerek asa, gerek vuralar beni, beni, beni
Oy beni, beni, beni
Dost beni, beni, beni
Can beni, beni, beni

Pir Sultan Abdal’ım can göğe ağmaz
Haktan emr’olmazsa ırahmet yağmaz
Şu ellerin taşı hiç bana değmez
İlle dostun bir tek gülü yaralar beni, beni
Oy beni, beni, beni
Dost beni, beni, beni
Can beni, beni, beni

Söz: Pir Sultan Abdal

Bu Nasıl İstanbul

Bu nasıl İstanbul zından içinde
Kayboluverdi gecem gündüzüm
Bu nasıl İstanbul zından içinde
Bawo, bawe, bawo… Yattığımız yerde güller bitecek
Gün ışıyıp gelir sabret, bu bizim
Yattığımız yerde güller bitecek
Bawo, bawe, bawo…

Söz & beste: Ruhi Su

Yiğidim Aslanım

Şu sılanın ufak tefek yolları
Ağrıdan sızıdan tutmaz elleri
Tepeden tırnağa şiir gülleri
Yiğidim aslanım burda yatıyor

Bugün efkârlıyım, açmasın güller
Yiğidimden kara haber verirler
Demirden döşeği, taştan sedirler
Yiğidim aslanım burda yatıyor

Ne bir haram yedin, ne cana kıydın
Ekmek kadar temiz, su gibi aydın
Hiç kimse duymadan hükümler giydin
Yiğidim aslanım burda yatıyor

Şiir: Bedri Rahmi Eyüboğlu
Beste: Zülfü Livaneli

Derman Sendedir

Vakt-i seherde
Açılır perde
Düştüğün yerde
Derman Sendedir

Düşmüşüm kaldır
Mihnetim oldur
Ağlarım güldür
Derman sendedir

Benim biçare
Kaldım avare
Yürek pür yare
Derman sendedir

Söz: Derviş Himmet
Beste: Lütfü Gültekin

Aygün’ün Vasiyeti

Mezarımı yüksek yapın
Yar gelende gölgelene
Yitirsem de ben bu canımı
El yanında göğsün geçirme

Söz: Savaş Ezgi
Beste: Grup Yorum

***

Ninni Çocuk (Rust Zacht M’n Kindje)

Ne oldu çocuk sana, yok olup gittin birden
Nasıl kıydılar sana, ne zor büyüttüm seni ben

Ninni çocuk, uyu çocuk
Ölüm yalan, dön gel çocuk

Zincirlerde çiçek açmış, ellerinin yarası
Sevgisiz kefensiz kaldın, soğuktur şimdir orası

Ninni çocuk, uyu çocuk
Ölüm yalan, dön gel çocuk

En kolay katlanılan başkasının acısı
Ben anayım ağzımdaki tükürdüğün kan tadı

Ninni çocuk, uyu çocuk
Ölüm yalan, dön gel çocuk

Söz & beste: Leman Sam

Bu Gala Daşlı Gala (Dağlara Çem Düşende)

Dağlara çem düşende
Bülbüle gam düşende
Ruhum bedenden oynar
Yâdıma sen düşende

Bu gala daşlı gala
Cıngıllı daşlı gala
Korkaram yâr gelmeye
Gözlerim yaşlı gala

Kızıl gül olmayaydı
Sararıp solmayaydı
Bir ayrılık, bir ölüm
Heçbiri olmayaydı

Ağ Elime Mor Kınalar Yaktılar

Ağ elime mor kınalar yaktılar
Kaderim yok gurbet ele sattılar
On iki yaşımda gelin ettiler
Ağlar ağlar gözyaşımı silerim of of

Merdivenden indim indim yıkıldım
Mevla’m izin verdi yine dikildim
Her çiçekten aldım aldım takındım
Kırmızı gül sende kaldı tamahım of of

Yüce dağ başında asmalı pınar
Asması kurumuş suları kurlar
Kalındı süpürge çaldığım evler
Başım alıp gurbet ele giderim of of

Büyü

Büyü de baban sana, büyü de büyü
Acılar alacak, yokluklar alacak, büyü de baban sana
Büyü de baban sana, büyü de büyü
Bitmez işsizlikler, açlıklar alacak, büyü de baban sana

Büyü de baban sana, büyü de büyü
Baskılar, işkenceler, kelepçeler, gözaltılar, zindanlar alacak
Büyü de baban sana, büyü de büyü
Büyüyüp de on yedine geldiğinde baban sana idamlar alacak

Şiir: Gülten Akın
Beste: Grup Yorum

Bulutlar Adam Öldürmesin

Analardır adam eden adamı
Aydınlıklardır önümüzde gider
Sizi de bir ana doğurmadı mı
Analara kıymayın efendiler
Bulutlar adam öldürmesin

Koşuyor altı yaşında bir oğlan
Uçurtması geçiyor ağaçlardan
Siz de böyle koşmuştunuz bir zaman
Çocuklara kıymayın efendiler
Bulutlar adam öldürmesin

Gelinler aynada saçını tarar
Aynanın içinde birini arar
Elbet böyle sizi de aradılar
Gelinlere kıymayın efendiler
Bulutlar adam öldürmesin

Şiir: Nâzım Hikmet Ran
Beste: Kerem Güney

Gel Benim Derdime Bir Derman Eyle

Gel benim derdime bir derman eyle
Âlemler derdine derman olansın, derman olansın
Özümün hükmüne bir ferman eyle
Âlemler hükmüne ferman olansın

Pir Sultan Abdal’ım meydanda merdim
Her nere baktımsa Şah’ımı gördüm, Şah’ımı gördüm
Seherde tesbihim, evradım, virdim
Garip gönüllere mihman olansın

Söz: Pir Sultan Abdal

Barış Güvercini

Dostluklar kurulsun insanlar gülsün
Barış güvercini uçsun dünyada
Yok olsun kötülük düşmanlık ölsün
Barış güvercini uçsun dünyada
Dostluklar kurulsun insanlar gülsün
Son bulsun savaşlar kimse ölmesin

Dünya cennet olsun yaşasın insan
Gelin barışalım dökülmesin kan
Son bulsun savaşlar kesilsin figan
Barış güvercini uçsun dünyada
Dostluklar kurulsun insanlar gülsün
Son bulsun savaşlar kimse ölmesin

İnsancıl insanlar barıştan yana
Ancak zalim olan kıyar insana
Barış aşkı yayılmalı cihana
Barış güvercini uçsun dünyada
Dostluklar kurulsun insanlar gülsün
Son bulsun savaşlar kimse ölmesin

Nesimi der ki ey füze yapanlar
Acımasız, zalim, cana kıyanlar
Bırak ey yaşasın bütün insanlar
Barış güvercini uçsun dünyada
Dostluklar kurulsun insanlar gülsün
Son bulsun savaşlar kimse ölmesin

Söz & beste: Nesimi Çimen

Nefes

Zahit bizi tan eyleme
Hak ismin okur dilimiz
Sakın efsane söyleme
Hazrete varır yolumuz

Sayılmayız parmağ ile
Tükenmeyiz kırmağ ile
Taşramızdan sormağ ile
Kimse bilmez ahvâlimiz

Erenlerin birdir yolu
Cümlesine dedik beli
Gören bizi sanır deli
Usludan yeğdir delimiz

Muhyi sana ola himmet
Aşık isen câna minnet
Cümle âlemlere rahmet
Saçar şu yoksul elimiz

Söz: Muhyi

Şifa İstemem Balından

Şifa istemem balından
Bırak beni bu halımdan
Razıyım açan gülünden
Yeter dikenin batmasın
Yeter dikenin batmasın

Gece gündüz bu hizmetin
Şefaatin kerametin
Senin olsun hoş sohbetin
Yeter huzurum gitmesin

Taşa değmesin ayağın
Lale sümbül açsın bağın
İstemem metheylediğin
Yeter arkamdan atmasın
Yeter arkamdan atmasın

Kolay mı gerçeğe ermek
Dost bağından güller dermek
Orda kalsın değer vermek
Yeter ucuza satmasın

Sonu yoktur bu virdimin
Dermanı yoktur derdimin
İstemem ilaç yardımın
Yeter yakamdan tutmasın
Yeter yakamdan tutmasın

Nesimi’yem vay başıma
Kanlar karıştı yaşıma
Yağın gerekmez aşıma
Yeter zehirin katmasın

Söz & beste: Nesimi Çimen

Derdim Çoktur Hangisine Yanayım

Derdim çoktur hangisine yanayım
Yine tazelendi yürek yarası
Ben bu derde nerde derman bulayım
Meğer dost elinde ola çaresi
Efendim efendim benim efendim
Benim bu derdime derman efendim

Türlü donlar giymiş gülden naziktir
Bülbül cevreyleme güle yazıktır
Çok hasretlik çektim bağrım eziktir
Güle güle gelir canlar paresi
Efendim efendim benim efendim
Benim bu derdime derman efendim

Benim uzun boylu serv-i çınarım
Yüreğime bir od düştü yanarım
Kıblem sensin yüzüm sana dönerim
Mihrabımdır kaşlarının arası
Efendim efendim benim efendim
Benim bu derdime derman efendim

Pir Sultan’ım katı yüksek uçarsın
Selamsız sabahsız gelir geçersin
Aşk-ı muhabbetten niye kaçarsın
Böyle midir yolumuzun töresi
Efendim efendim benim efendim
Benim bu derdime derman efendim

Söz: Pir Sultan Abdal
Kaynak: Ali Ekber Çiçek

Kul Olayım Kalem Tutan Ellere

Kul olayım kalem tutan ellere
Kâtip arzuhalım yaz Şah’a böyle
Şekerler ezeyim şirin dillere
Kâtip arzuhalım yaz Şah’a böyle
Güzelim ey, birtanem ey, hey

Sivas ellerinde sazım çalınır
Çamlı beller bölük bölük bölünür
Dosttan ayrılmışam bağrım delinir
Kâtip arzuhalım yaz Şah’a böyle
Güzelim ey, birtanem ey, hey

Pir Sultan Abdal’ım ey Hızır Paşa
Gör ki neler gelir sağ olan başa
Bizi hasret koydun kavim gardaşa
Kâtip arzuhalım yaz Şah’a böyle
Güzelim ey, birtanem ey, hey

Söz: Pir Sultan Abdal

İçerde

Haberin var mı taş duvar?
Demir kapı, kör pencere,
Yastığım, ranzam, zincirim,
Uğruna ölümlere gidip geldiğim,
Zulamdaki mahzun resim,
Haberin var mı?
Görüşmecim, yeşil soğan göndermiş,
Karanfil kokuyor cıgaram
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin…

Şiir: Ahmed Arif
Beste: Rahmi Saltuk

Güle Reyhan Ekerim

Güle reyhan ekerim
Çörtenden su çekerim
Gidenim dönsün diye
Yastığa yaş dökerim

Yoncalar biçildi mi
Mor çiçek seçildi mi
Bu nasıl dünya böyle
Sevgiden geçildi mi

Serçe kuşu serçecik
Bilekleri incecik
Yiğidimi vurdular
Uzun boylu gencecik

Sudur akar durulur
Yeldir eser yorulur
Hak diyenin koluna
Kelepçe mi vurulur

Şiir: Hasan Hüseyin
Beste: Lütfü Gültekin

Telli Turnam

Telli turnam selam götür
Sevdiğimin diyarına
Üzülmesin, ağlamasın
Belki gelirim yarına, cananıma

Hasret kimseye kalmasın
Sevdalılar ayrılmasın
Ben yandım, eller yanmasın
Sevdanın aşkın nârına, cananıma

Gönüle hasret yazıldı
Sevgiye mezar kazıldı
İki damla yaş süzüldü
Gözlerimin pınarına, cananıma

Hasret kimseye kalmasın
Sevdalılar ayrılmasın
Ben yandım, eller yanmasın
Sevdanın aşkın nârına, cananıma

Söz & beste: Musa Eroğlu

Allı Turnam Gelmiş Yoldan Yorulmuş

Allı tunam gelmiş yoldan yorulmuş
Vay gidi baba bu vay
Şahin vurmuş kanatları kırılmış
Vay gidi baba bu vay
Yarama vurma
Benden yâre selam söyle turnam hey
Vay gidi baba bu vay
Yarama vurma

Turnam nerden gelir arştan Maraş’tan
Vay gidi baba bu vay
Kanadın ıslanmış yağmurdan yaştan
Vay gidi baba bu vay
Yarama vurma
Turnam korkmaz mısın alıcı kuştan
Vay gidi baba bu vay
Yarama vurma

Her Ağacın Kurdu Özünden Olur

Her ağacın kurdu özünden olur
Yiğidin kemliği sözünden olur
El için ağlayan gözünden olur
Ağlayan gözlerim selinden oldu, selinden oldu, selinden oldu

Pir Sultan Pir’inin dâmenin tutar
Gün olur koçyiğit menzile yeter
Havada turnalar çığrışıp öter
Öten telli turnam telinden oldu, telinden oldu, telinden oldu

***

Kâtipler Oturmuş Derdimi Yazar

Kâtipler oturmuş derdimi yazar
Dem bir gelir geçer derman eylenmez
Felek vurdu yıktı burç hisarını
Yel eser savurur harman eylenmez

Bu dünya dediğin bir sınık yaydır, bir sınık yaydır
Ezeli toy düğün, ahiri vaydır
Dört kapılı ulu, hoş bir saraydır
Konan göçer imiş, kalan eylenmez

Abdal Pir Sultan’ım keremlar kâni, keremler kâni
Nereden geliyor canımın canı
Sensin bu gönlümün şahı sultanı
Sensiz bu cesette bu can eylenmez

Söz: Pir Sultan Abdal

Güldür Gül

Bugün ben Pir’imi gördüm
Pir’in cemali güldür gül
Eğildim yüzümü sürdüm
Pir’in eteği güldür gül

Gülden terazi yaparlar
Gülü gül ile tartarlar
Gül alırlar gül satarlar
Çarşı pazarı güldür gül

Gülden değirmeni döner
Onun ile gül öğülür
Akar arkı döner çarkı
Bendi pınarı güldür gül

Gel ha gel ha can Hatayı’m
Dostun nefesi güldür gül
Şu öten garip bülbülün
Derdi figanı güldür gül

Söz: Hatayi

Ali Nur Semahı

Ali Nurdur, Ali Nur
Nenni, nenni, nenni
Muhammed Nur, Ali Nur

Bunca yıldır, bunca yıl
Nenni, nenni, nenni
Muhammed Nur, Ali Nur

Uyanır mı halkımız
Nenni, nenni, nenni
Böyle dur ha böyle dur

***

Turnalar Semahı

Uyurken üstüme gelen yoldaşlar
Gafil aç gözünü haydi, haydi, haydi, uyan dediler
Serseri kalma bu cihan içinde
Yürü bir gerçeğe hey can dediler
Turnalar, turnalar, telli turnalar
Semah edenler de dosta gidenler

Dosttan bir elma geldi
Elma ne güzel elma
İçi turunç, dışı turunç, ne güzel elma
Eğlenin turnalar, ben de varayım
Haber sorayım, yoldaş olayım

Uyandım uykudan açtım gözümü
Kulak verdim gördüm canım, canım, canım
Döndüm yüzümü
Bir aydınlık aldı kara yazımı
Yürü şimdi korkma hey can dediler
Turnalar, turnalar, telli turnalar
Semah edenler de dosta gidenler

Dosttan bir elma geldi
Elma ne güzel elma
İçi turunç, dışı turunç, ne güzel elma
Eğlenin turnalar, ben de varayım
Haber sorayım, yoldaş olayım

Hey dost, hey dost
Hey dost, hey dost
Boş kadehler dolu olacak zamandır
Yardımcımız belli olacak zamandır
Yürüyelim şimdiden sonra uğurdur
Aslını yitiren koşar, seğirtir
Dost bende yareler türlü türlüdür
Senin aşkın bana hey dost çağırtır
Hey dost, hey dost
Hey dost, hey dost
Hey dost, hey dost

***

Alçakta Yüksekte Yatan Erenler

Alçakta yüksekte yatan erenler
Dost, dost, dost, dost
Alçakta yüksekte yatan erenler
Yok mu mürvetiniz
Aldı dert beni
Başım alıp hangi yere gideyim
Gittiğim yerlerde, dost, buldu dert beni

Oturup benimle ibadet kıldı
Dost, dost, dost, dost
Oturup benimle ibadet kıldı
Yalan söyledi de yüzüme güldü
Yalın kılıç olup üstüme geldi
Çaldı bölük bölük, dost, böldü dert beni

Abdal Pir Sultan’ım gönlüm hastadır
Dost, dost, dost, dost
Abdal Pir Sultan’ım gönlüm hastadır
Kimseye diyemem gönlüm yastadır
Bilmem deli m’oldu, bilmem ustadır
Şöyle bir sevdaya, dost, saldı dert beni

Ah Bir Ataş Ver

Ah bir ataş ver cigaramı yakayım
Sen salın gel ben boyuna bakayım
Uzun olur gemilerin direği
Ah çatal olur efelerin yüreği

(…)

***

Evlerinin Önü Mersin

Evlerinin önü mersin
Ah sular içme kadınım tersin, tersin
Ah sular içme bidanem (birtanem) tersin, tersin

Mevlâm seni bana versin
Al hançeri kadınım vur ben öleyim
Ah kapınızda bidanem (birtanem) kul ben olayım

Evlerinin önü susam
Ah su bulsam da kadınım yüzümü yusam
Ah su bulsam da bidanem (birtanem) yüzümü yusam

Alsam seni sevsem dursam
Al hançeri kadınım vur ben öleyim
Ah kapınızda bidanem (birtanem) kul ben olayım